16. İstanbul Bienali

İstanbul’da 87’den bugüne gerçekleşen Bienal, bu yıl 16. İstanbul Yedinci Kıta temalı sergisiyle bizlerle buluştu. Peki Bienal nedir? İçerisinde neler vardır? Bienal nerede oluyor? Tüm bu sorularınızı blogumuz da yanıtladık.

Bienal Nedir?

Bienal, her iki yılda bir güncel sanatın yeni eğilimlerinin bir araya getirilerek izleyiciye sunulmasıdır. Bienallerde birden fazla sanatçının kendi ruhunu, görüşünü ve düşüncesini eserlerine yansıttığını görebiliriz. Yurtiçi ve yurtdışı farketmeksizin sanat çevreleri, sanatçı, küratör ve eleştirmenler uluslararası kültür ağının kurulmasına imkan sağladılar. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) bu sene 16. İstanbul Bienaline kapılarını açtı. Şimdi gezerken görüp beğendiğim eserleri sizlerle paylaşmak isterim.

Piotr Uklanski

Piotri Uklanski’nin tam olarak mekana sahip olacak eserleri olduğunu söyleyebilirim, çünkü Piotr bu eserlerini Pera Müzesi’ne göre tekrardan uyarlamış. Polonyalı sanatçı erkekliği, oturan kişilerin portlerini ve ikonografiyi irdelerken, günümüzde de Batı’da yayılmakta olan İslamfobi ile günümüz Polonya’sının kendi tarihini bastırmasını da açık bir şekilde hedef haline getirdiği eserleri bienalde bizlere sergiledi. Resimleri kadife kumaş üzerine yorumlaması gerçekten muhteşem bir görüntü çıkarmasına yardımcı olmuş gibiydi. Bienalde sadece Antroposen çağını değil başka konularını da derinlemesine işleyen sanatçı bizlere farklı bir açı gösterdi.

Sanam Khatibi

Sanam Khatibi’nin halısına ilgi çoktu, dolayısıyla bende merak edenler arasındaydım. Duvar halısına ayrılmış olan odaya girdiğimde atmosfer çok güzeldi. Büyük duvar halısının yan tarafındaki duvarda sanırım bir önceki halı çalışmasının küçük ebatlı olanı duruyordu, bu durum bana öncesi sonrasını anımsattı. Peki bu duvar halısında bize anlatılmak istenen neydi? Sanam Khatibi bu duvar halısında insanlar ile hayvanlar arasındaki zalimliği, şiddeti ve bedenselliği doğal bir ortamda nü figürleriyle anlatmak istemişti. Doğrusu duvar halısına bakıldığında her şey anlaşılıyordu sanatçı konuyu o kadar derinlemesine işlemiş ki ilk etapta verilen mesajı algılıyorsunuz zaten. Bu tarzdaki bir düşünceyi duvar halısına yansıtması açıkçası bana ilginç geldi.

Luigi Serafini

Kurmaca eserlerden birisi de Luigi Serafi’nin kendi yarattığı alfabe ile ansiklopedi yazmış ve resimlemiş olmasıydı. Ortaçağdaki yaratık ansiklopedilerindeki kurmaca olan canavarlardan ve hayvanlardan esinlenerek böyle bir çalışma ortaya çıkarmış. İlk bakıldığında karışık gibi gelse de inceledikçe kafanızda oturan bir yapıya sahip olan eserlerdi, yani bende böyle oldu en azından. Serafini’nin 1970’lerin sonunda ürettiği makineleri, anatomik ayrıntıları, mitolojik, yiyecek, kıyafet, bitki, hayvan ve kendi yarattığı diğer başka kavramları tarifliyor. Luigi Serafini’nin ‘Serafinianus El Yazması’ adlı tamamen hayal gücüne dayanan bir kitabı var. Hayal gücünün ne kadar zengin olduğunu anlayabiliyorum.

Charles Avery

Charles Avery’nin eserleri için ayrılan odaya girdiğimde açıkçası şaşırmıştım biraz, çünkü mekan dekorasyonu ve eserler çok hoş görünüyordu. Charles Avery, ada sakinlerini çeşitli karakterlerden oluşturuyor. Yılan balıklarından, kollardaki dövmelere kadar her şey sanatçının kurgusu. Eserlerde yer alan kuleler ve limanlarda bu kurguya dahil. Her düşüncenin farklı bir adası var. Bunlar arasında adını Immanuel Kant’ın Noumenon’undan alan yaratık olması bilenler için şaşırtıcı gelmemeli . Fakat benim en beğendiğim ve hoşuma giden, cam üfleme sanatı ile gerçekleştirilen medusamsı yaratıklar, deniz hıyarları ve denizkestaneleri oldu. Proje, çizimlerle –üfleme camdan, çelikten ve diğer malzemelerden yapılmış, bence ilgi çekici olması bu malzemelerin kullanılmış olmasındandı.

Bunlar dışında Simon Fujiwara, Tala Madani, Özlem Altın, Pakui Hardware, Max Hooper Schneider ve Ylva Snöfrid’de benim dikkatimi çeken işler oldu. Bienal geçen seneye göre daha iyiydi. 15. İstanbul Bienali benim için bir hayal kırıklığı olmuştu. Bu sene işlenen konu ve sanatçıların biraz daha ilgimi çektiğini söyleyebilirim.

Yoksa siz hala bu güzel eserleri görmediniz mi? Sizde Bienali merak ediyorsanız Pera Müze’sini ziyaret edebilirsiniz. Bienali gezmeye başladığınızda MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile Büyükada’daki diğer yerleri gezmeyi unutmayın. Ayrıca şunu da belirtmek isterim, Bienal dışında müzede birden fazla sergi bulunmaktadır. İçeri girdikten sonra bu sergilerdeki eserlere göz atmanız mümkün. Bienal dışında size bahsetmiş olduğum sergilerden en beğendiğim Kahve Molası adlı sergiydi, sanırım kahveyi çok sevdiğimden olmalı. 🙂 Sanatı seviyorsanız, ilgileniyorsanız kesinlikle gidip görmeniz gereken bir atmosfer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunlar da İlginizi Çekebilir